Prof. Dr. Ebru ÇÖĞENDEZ

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıkları

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıkları 

Tüp bebek tedavisinin açıklanamayan tekrarlayan başarısızlıkları sıklıkla karşılaşılan, sıkıntı veren ve tedavisi zor bir klinik problemdir. Bu makale, mevcut farklı testleri/tedavileri destekleyen kanıtlar, tüp bebek kliniklerinde kullanılmak üzere hangi testlerin ve tedavilerin önerilebileceğine, hangilerinin dikkate alınabileceğine ve yüksek kaliteli araştırmalarla bunların yararlılığı ve güvenliği doğrulanana kadar önerilmeyenlere ilişkin bir özeti sunmaktadır.

Tanım

İkiden fazla iyi kalitede embriyo transferi gebelikle sonuçlanamadığında, ‘tekrarlayan implantasyon başarısızlığı’ (veya RIF) terimi sıklıkla kullanılır. ESHRE (Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği) Tekrarlayan İmplantasyon Başarısızlığı Çalışma Grubu, RIF’ in nasıl tanımlanması ve yönetilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirilmesi ihtiyacının olduğunu kabul etmiş ve bu tanımla için önerisini şu şekilde bildirmiştir:

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı, yaşayabilir olduğu düşünülen embriyoların transferinin, belirli bir hastada daha fazla araştırma ve/veya müdahalenin değerlendirilmesini gerektirecek kadar sıklıkla pozitif gebelik testiyle sonuçlanmadığı senaryoyu tanımlar. Bu tanım bize ‘herkese uyan tek beden’ kriterine (örneğin, transfer edilen sabit sayıda embriyo) bağlı olmayan, ancak en azından durumu hesaba katan bireyselleştirilmiş bir yaklaşım kavramını getirmektedir.

Bu kavramın anahtarı, başarılı bir implantasyonun ‘kabul edilebilir’ kümülatif şansını sağlamak için belirli bir hastada kaç embriyo/embriyo transferinin gerekli olmasının beklendiğini belirleme ihtiyacıdır.

İmplantasyon (embriyonun tutunma) şansını tahmin etmek

Tüp bebek sonrası başarılı implantasyon olasılığını yaş, hormonal seviyeler, rahim zarı ve rahmin durumu ve altta yatan koşullar gibi kadınla ilgili faktörler, embriyonik bölünme hızı, öploid embriyo gibi embriyo ile ilgili faktörler, genetik bozukluklar gibi erkek faktörleri, tüp bebek merkezinin ve laboratuvarın performansı, transfer politikaları ve yasal kısıtlamalar gibi dış faktörler belirlemektedir.

İdeal olarak, tüm bu faktörleri içeren bir tahmin modeli, birkaç embriyo transferi üzerinden başarılı implantasyonun kümülatif şansına ilişkin tahminler sağlamak için kullanılmalıdır, ancak böyle bir model şu anda mevcut değildir.

Bununla birlikte, gözlemsel çalışmalardan, Avrupa Tüp Bebek İzleme Programı (EIM) veri toplamasından (ESHRE ve diğerleri için Avrupa Tüp Bebek İzleme Konsorsiyumu, 2022) elde edilen yayınlanmış veriler veya IVF merkezinin kendi verileri, rehberlik sağlayabilecek bir model türetmek için kullanılabilir. 

Daha fazla araştırma başlatmak amacıyla RIF’ i tanımlamak için öngörülen kümülatif implantasyon şansı için önerilen eşik %60’tır. Bir çift, belirli sayıda embriyo transferiyle başarılı bir implantasyon sağlayamadığında ve bu sayıyla ilişkili tahmini kümülatif implantasyon şansı %60’tan fazlaysa, bu durumda onlara daha ileri araştırma ve/veya tedavi seçenekleri konusunda danışmanlık yapılmalıdır. 

Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlık (RIF) Nedenleri

Tüp bebek tedavisi, çocuk sahibi olma hayali kuran çiftler için umut verici bir seçenektir. Ancak, bazı durumlarda tekrarlayan başarısızlıklar yaşanabilir. 

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığının nedenleri ve bu nedenlerin anneyle mi, babayla mı, embriyoyla mı yoksa üçüyle mi bağlantılı olduğu konusunda hala pek çok şey bilinmiyor. Pek çok bilinmeyenin olduğu bir ortamda biz sağlık profesyonelleri, RIF tanısı alan hastalara çeşitli testler ve tedaviler önermekteyiz; ancak çoğu zaman bu testlerin veya tedavilerin bir sonraki denemede hamile kalma konusunda yardımcı olduğuna dair çalışmalardan elde edilen net kanıtlar yoktur.

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının birçok nedeni olabilir. Yaşam tarzı faktörleri, genetik nedenler, anatomik nedenler, rahim içi kronik enfeksiyonlar, embriyo kalitesi ve immünolojik faktörler embriyonun tutunamamasında saptanabilen en yaygın nedenlerdir.

Yaşam tarzı faktörleri?

Doğurganlık araştırması sırasında yaşam tarzı faktörleri araştırılırken, hasta davranışları değişebileceğinden, RIF ile karşılaşıldığında bunların gözden geçirilmesi ve optimizasyonu önerilir.

Obezite, özellikle metabolik sendromun eşlik ettiği durumlarda, düşük semen kalitesiyle ilişkilidir. Benzer şekilde, erkeklerde sigara içme, yüksek kafein alımı veya alkol tüketimi ve uyuşturucu kullanımı gibi yaşam tarzı alışkanlıklarının sadece geleneksel semen parametrelerini değil, aynı zamanda sperm DNA bütünlüğü veya redoks durumu gibi diğer moleküler yönleri de olumsuz yönde değiştirdiği görülmektedir.

Erkeklerde yaşam tarzı müdahaleleri embriyo kalitesinin yanı sıra belirli sperm parametrelerinin de iyileştirilmesine yardımcı olabilir, ancak bu tür müdahaleler tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftler üzerindeki etkileri açısından değerlendirilmemiştir.

D vitamini düzeylerinin rutin olarak ölçülmesini veya D vitamini eksikliğinin tedavisini önerecek yeterli veri yoktur.

Genetik faktörlerin taranması? 

Tüp bebek tedavisi sırasında tekrarlayan başarısızlıkların nedenleri arasında genetik faktörlerin önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Genetik faktörler, çiftlerin embriyo oluşumu ve implantasyon sürecinde yaşadığı sorunlardan kaynaklanabilir. Bu nedenle, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarıyla karşılaşan çiftler için genetik testler oldukça önemlidir.

Kadın ve erkekte karyotip analizi 

Bir klinik uygulama araştırmasında, klinisyenlerin %67’si kromozomal bozuklukları RIF için potansiyel bir risk faktörü olarak düşündüğünü bildirmiştir ve çoğu klinisyen hem kadın hem de erkek karyotipleri değerlendirmektedir. Embriyoya bağlı kromozomal bozukluklar, insanlarda erken gebelik kaybının ana nedenini temsil eder. Embriyoya bağlı kromozomal anöploidilerin çoğu anneden kaynaklanır. Anormal ebeveyn karyotipinin kromozomal embriyonik hatalara yatkınlığa katkısı bilinen bir gerçektir.

ERA (Endometrial Receptivity Array)

ERA testi, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının nedeni olarak gösterilen endometrial reseptivite sorunlarının tespit edilmesi ve tedavi yöntemlerinin belirlenmesi için kullanılan bir yöntemdir. Endometrial reseptivite, rahim iç tabakasının embriyonun tutunması ve implantasyonun gerçekleşmesi için uygunluğunu ifade eder.

ERA testi, endometrial reseptivitenin doğru zamanda gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek için yapılan bir genetik testtir. Bu test, endometrial reseptivitenin embriyo transferi için en uygun zamanda olduğunu tespit etmek için endometrium örneği alınmasını içerir. Örneğin, endometriumda belirli genlerin ifadesi incelenir ve bu sayede endometrial reseptivitenin zamansal olarak doğru olduğu veya düzeltilmesi gerektiği belirlenir.

ERA testi sonuçlarına göre, endometrial reseptivite sorunları olan hastalara özel tedavi protokolleri uygulanabilir. Bu tedavi protokolleri, endometriumun embriyonun implantasyonu için uygun hale gelmesini sağlamak amacıyla hormon ilaçları ve diğer tedavi yöntemlerini içerebilir. ERA testi, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının nedenini belirlemek ve tedaviye yönelik kişiselleştirilmiş bir yaklaşım geliştirmek için önemli bir araçtır.

ESHRE (Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği), tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının nedenini ortaya koymada ticari olarak mevcut herhangi bir endometrial reseptivite testinin (örneğin ERA testi) rutin kullanımını önerecek yeterli veri olmadığını, bununla birlikte test yoluyla endometrial fonksiyonun spesifik yönlerinin yine de değerlendirilebileceğini bildirmiştir. 

Anatomik nedenler?

Anatomik araştırmalar klinisyenlerin %85’inin RIF’in nedenini teşhis ederken anatomik ve jinekolojik incelemeleri dikkate aldığını göstermektedir. Asherman sendromu (geçirilmiş kürtaj veya myom ameliyatlarına bağlı rahim içinde yapışıklık olması ve adet görememe), hidrosalpenks (tüp iltihabına bağlı tüpte tıkanıklık ve sıvı birikimi), endometriozis, adenomyozis, rahmin doğuştan şekil bozuklukları, rahim zarının ince olması ve rahimde saptanan miyomlar tüp bebek başarısızlıklarına yol açabilen önemli anatomik faktörlerdir. Histeroskopi, anatomik incelemeler için en yaygın kullanılan tekniktir ve bunu 3D (üç boyutlu) ve 2D (iki boyutlu) transvajinal ultrason takip etmektedir.

IVF öncesinde adenomyozis, endometriozis ve rahim zarı myomlarının varlığının değerlendirilmesi gerekirken, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları sonrasında ortaya çıkan klinik veya ultrason bulguları nedeniyle yeniden şüphe duyulursa, MR veya tanısal laparoskopiyi de içeren ileri incelemeler düşünülmelidir.

Transvajinal ultrason ile rahim patolojisi tespit edildiğinde ve daha ileri teşhisler gerektiğinde (rahim içine yerleşen miyomlar, rahim içi yapışıklıkları) histeroskopinin kullanılması sıklıkla önerilmektedir. Histeroskopi ameliyatları bize rahim içindeki polip ve miyomların temizlenmesine, doğuştan var olan rahim içi perdenin açılmasına ve rahim içi yapışıklıklarının açılmasına olanak sağlar. 

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan kadınlarda adenomyozis tedavisinin gebelik veya canlı doğum oranları üzerindeki etkisi henüz bilinmemektedir.

Histerosalpingografiyi (HSG) tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı bağlamında değerlendiren çalışmaların sayısı azdır, ancak ultrason sonrası hidrosalpenks konusunda şüphe varsa HSG veya fallop tüplerinin başka görüntüleme yöntemleri düşünülebilir.

Endometrial (rahim zarı- döl yatağı) fonksiyon ve endometrial reseptivite (rahim zarının alıcılığı) testleri konusunda tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının olası nedenlerini araştırmada klinisyenlerin %59’u implantasyon penceresini (rahim zarı biyopsisi) dikkate almaktadır. Endometriyal fonksiyonun belirli yönlerine odaklanan testler ortaya çıkmıştır.

Bu testler, implantasyon penceresi olduğu düşünülen zamanda rahimden alınan biyopsiden endometrial reseptivite (rahmin alıcılığı) ile ilişkili gen panelinin incelenmesini içerir. Bu genlerin tanımlanması, rahim zarının embriyonun tutunması için uygun dönem olup olmadığı (pre-reseptiv, reseptiv, post-reseptiv dönem ) konusunda bize fikir verir.

Kronik endometrit (rahim içi enfeksiyonlar)?

Kronik endometrit, bakteri kolonizasyonu olan tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalarda ve aynı zamanda klinik enfeksiyon belirtileri olmayan kadınlarda tanımlanmıştır ve gebelik oranını düşürebilmektedir. Bu durum histeroskopi, hematoksilen ve eozin boyama ve CD138 etiketlemesi ile teşhis edilebilir 

Endometrit için diğer tanısal testler arasında kromohisteroskopi (histeroskopi sırasında endometriyumun metilen mavisi ile boyanması), bakteri kültürü ve PCR, RT-PCR ve yeni nesil dizileme (NGS) gibi moleküler teknikler yer alır 

Günümüzde kronik endometrit (ve vajinal enfeksiyonlar) klinik uygulamada klinisyenlerin %85’i tarafından rutin olarak araştırılıyor gibi görünmektedir. Tedavide antibiyotikler düşünülebilir. 

Endometrial (rahim zarı) kalınlığın yeniden değerlendirilmesi?

Klinik uygulamada klinisyenlerin %90’ı endometrial kalınlığın değerlendirilmesinin RIF araştırmalarıyla ilgili olduğunu düşünmektedir. 

Endometrial kalınlık ile canlı doğum oranları arasındaki ilişkiyi araştıran sistematik inceleme ve meta-analiz, ince endometriuma sahip kadınların (< 7mm)  >7 mm kalınlığı olan kadınlara kıyasla önemli ölçüde daha düşük canlı doğum oranlarına sahip olduğunu bildirmiştir.

İnce endometrium, ne yapalım?

İnce endometrium varlığında, vücuda yapıştırılan östrojenli yamalar veya vajinal tedaviyle ağızdan östrojen tedavisini artırarak yeterli estradiole maruz kalmanın sağlanması tedavinin temel dayanağı olmaya devam etmektedir 

Rahim içine trombositten zengin plazma (PRP) enjeksiyonu, rahim zarını kalınlaştırmaya yönelik bir tedavi olarak araştırılmıştır ve bazı çalışmalar bunun endometrial proliferasyonu (yani rahmi kalınlaştırmayı) iyileştirmede etkili olabileceğini öne sürmektedir. Ancak bugüne kadar, ince endometriuma sahip tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalar için önemini değerlendiren az sayıda çalışma yapılmıştır.

Benzer şekilde, ince endometriyumu olan IVF hastalarına rahim içi granülosit koloni uyarıcı faktör (G-CSF) infüzyonu önerilmiştir ve yayınlanan sınırlı çalışmalar çelişkili sonuçlar göstermektedir. Tekrarlayan tüo bebek başarısızlığı olan hastalarda ince endometriumun saptanmasının ardından bu ve diğer müdahalelerin değeri daha ileri çalışmalarla aydınlatılacaktır. 

İnce endometrium varlığında ilaçlara rağmen rahim zarı ince kalırsa, rahim içi yapışıklıkları veya Asherman sendromunu dışlamak için histeroskopi düşünülebilir.

Mikrobiyom profili oluşturma ?

Son yıllarda İnsan Mikrobiyomu Projesi, mikroorganizmaların ve genomlarının insan sağlığı ve hastalığındaki önemini vurgulamıştır (İnsan Mikrobiyomu Projesi Konsorsiyumu, 2012). Vücutta bulunan bakteri popülasyonunun neredeyse %10’u kadın genital kanalında bulunur ve Lactobacillus türleri fizyolojik floranın bir parçasıdır. 

İmplantasyon başarısızlığının belirleyici faktörleri arasında sağlıksız mikrobiyata olup olmadığı henüz araştırılma aşamasındadır, ancak klinik uygulamada klinisyenlerin %47’si bunun ilgili bir faktör olduğunu düşünmektedir. Doğurganlık tedavisi bağlamında mikrobiyom testi çok ilgi çekmektedir ve embriyo implantasyonunda potansiyel olarak tedavi edilebilir bir faktör olarak umut vaat ettiği belirtilmektedir. 

Toplam 1095 kadının dahil olduğu altı kohort çalışmasının yakın tarihli bir meta-analizi ve diğer birkaç çalışma, disbiyotik (sağlıksız) mikrobiyota ile üreme sonuçlarının bozulması arasında bir ilişki olduğunu bildirmiştir. Ancak bu dinamik bir araştırma alanıdır ve mikrobiyom testinin tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı bağlamında doğru yeri belirlenmeden önce yanıtlanması gereken birkaç soru vardır.

Bunlar arasında mikrobiyomun değerlendirilmesi için en uygun araçlar, uygunsuz bir mikrobiyomun stabilitesi ve kendiliğinden çözülme hızı, adet döngüsü ve tüp bebek tedavisi sırasında meydana gelebilecek değişiklikler ve mikrobiyomu iyileştirmeyi amaçlayan müdahalelerin etkinliği yer alır.

Son olarak, optimal olmayan bir mikrobiyomun bizzat implantasyonu bozup bozamayacağı veya bunun başka bir nedensel faktör için bir işaret olup olmadığı belirsizliğini koruyor. ESHRE (Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği) mevcut verilere dayanarak ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları bağlamında mikrobiyom testinin uygunluğuna ilişkin birçok cevaplanmamış soru olduğundan, rahim ve vajinal mikrobiyom profilinin çıkarılmasını şu anda önermemektedir.

Metabolik ve endokrinolojik faktörler?

Klinisyenlerin %82’si endokrin faktörlerin tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı ile ilgili olduğunu düşünmektedir. Bu endokrin faktörler çoğunlukla tiroid fonksiyonu (%98), hiperprolaktinemi (%84), diyabet (%82) ve polikistik over sendromu-PKOS’tur (%30-60).

Avrupa Tiroid Birliği’nin son kılavuzları, IVF bağlamında serum TSH düzeylerinin >4 mIU/l (subklinik hipotiroidizm) veya <0,4 mIU/l (subklinik hipertiroidizm) olmasını tiroid fonksiyon bozukluğu olarak kabul etmekte ve ileri tetkik ve tedavi gerektirdiğini bildirmektedir. 

İmmünolojik faktörlerin araştırılması?

İmmunolojik faktörlerin tüp bebek başarısızlıkları ile ilişkisi, her çift için farklı olabilir. Bu nedenle, immunolojik testlerin yapılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi, tedavi planlamasında önemli bir rol oynamaktadır. Uzman bir doktor ile görüşmek ve uygun testleri yaptırmak, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının nedenini belirlemek ve uygun tedavi seçeneklerini değerlendirmek için önemlidir.

Rahme yerleştirilen embriyoya karşı annenin aşırı immün yanıtının implantasyonu bozabileceği fikri geniş çapta kabul görmüştür. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığının yönetimine yönelik klinisyenlerin %69’u immünolojik taramayı uygun bulmaktadır. En sık kullanılan testler arasında antitiroid antikorları (%80) ve anti-nükleer otoantikorlar (ANA) (>%60) yer alır. 

Hangi immunulojik testleri kullanalım?

Birçok immünolojik test mevcuttur ve bunlar, tüp bebek tedavisi sırasında tekrarlayan başarısızlıkların nedenini belirlemek için kullanılabilir. Bu testler arasında antitiroid antikorları, anti nükleer antikor (ANA) ve NK hücre (doğal öldürücü hücre) aktivite testi bulunmaktadır.

  • Antinükleer Antikorlar (ANA): ANA, bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine karşı ürettiği antikorlardır. Kanda bakılır. Yüksek ANA düzeyleri, bağışıklık sistemi ile ilgili bir sorunun olduğunu gösterebilir ve embriyo tutunmasını engelleyebilir. Bu durumda tedavi planı, immunosupresif tedavi veya immün modülasyon gibi yöntemleri içerebilir. Ancak son yayınlanan üreme tıbbı kılavuzlarında, ANA taramasının IVF/ICSI tedavisi gören kısır kadınlarda gebelik sonuçları üzerine ve dolayısıyla tekrarlayan tüp bebek başarısızlığındaki klinik sonuçlar üzerine etkisine dair kanıtların yetersiz olduğu bildirilmiştir.
  • NK Hücreleri (Doğal Öldürücü Hücreler): NK hücreleri, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olup periferde (kanda) ve rahim içinde yer alırlar. Normalde, NK hücreleri vücutta enfeksiyonlarla savaşır ve kanser hücrelerini yok eder. Ancak, bazı durumlarda rahim içi NK hücrelerinin aktivitesi yüksek olabilir ve bu durum embriyoların rahme tutunmasını engelleyebilir. Rahimdeki NK hücreleri yüksek olan hastalar için veya intralipid tedavisi ve glukokortikoid uygulaması dahil olmak üzere işlev bozukluğu kanıtı bulunan hastalar için tedavi yaklaşımları önerilmiştir. Bununla birlikte,  ESHRE (Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği) rahim içi NK hücre fonksiyonu ve tedavi stratejilerine ilişkin daha iyi doğrulanmış testler mevcut olana kadar NK hücre testini önermemektedir.

Trombofili (pıhtılaşmaya yatkınlık) taraması yapalım mı?

Trombofili, embriyonun tutunmasına zarar verebilecek bölgesel damar tıkanıklığına neden olabilecek kan pıhtıları oluşturmaya yönelik patolojik bir yatkınlığı temsil eder. Gerek tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının gerekse tekrarlayan düşüklerin bir nedeni olarak geniş çapta suçlanmışlardır. 

Klinik uygulama araştırmasında, klinisyenlerin %74’ü tarafından tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında hematolojik yönden araştırmaya değer olduğu düşünülmüştür. Bunların %96’sı antifosfolipid antikor sendromu (APS) için araştırma yaptığını ve %75’i kalıtsal trombofili tarama testleri yaptığını bildirmiştir.

Kalıtsal (doğuştan olan) trombofili nedir?

Kalıtsal trombofili, genetik bir mutasyonun pıhtılaşma yolundaki bir proteinin miktarını veya işlevini etkilediği koşulları içerir. Birkaç gendeki mutasyonların rol oynadığı gösterilmiştir: G1619A (Faktör V Leiden), R2 H1299R (faktör V Leiden polimorfizmi), A1298C (metilentetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) enzim mutasyonu), C677T (MTHFR polimorfizmi), V34L (faktör XIII polimorfizmi) , G20210A (Protrombin gen mutasyonu), a/b L33P (MTHFR enziminin ribozomal polimorfizmi) ve 4G/5G (Plazminojen aktivatör inhibitörü-1 (PAI-1).

Edinilmiş (sonradan olan) trombofili nedir?

Edinilmiş trombofili, edinilmiş C protein, S protein, antitrombin III eksikliği, APS (antifosfolipid sendromu) ve ilaca bağlı trombofiliyi içerir. Edinilmiş trombofili, özellikle tekrarlayan düşükler olmak üzere olumsuz gebelik sonuçları ile ilişkilendirilmiştir.

Gerek doğuştan olan gerekse sonradan olan pıhtılaşmaya yatkınlığın araştırılması ve yönetimi, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları ve tekrarlayan düşüklere yönelik temel klinik yaklaşım olmasına rağmen, bu durumların her ikisinin de altında yatan rolleri giderek daha fazla sorgulanmaktadır. 

Özetle, şu anda Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği trombofili için sadece ek risk faktörleri olan tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan kadınlarında antifosfolipid antikorları (APA) bakmak ve antifosfolipid sendromu (APS) değerlendirmesini önermektedir.

Embriyo Kalitesi

Embriyo kalitesi, tüp bebek tedavisinde büyük bir öneme sahiptir. Çünkü embriyo kalitesi, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının en önemli nedenlerinden biridir. Embriyo kalitesi, embriyonun genetik yapısı, hücre bölünmesi ve morfolojisi gibi faktörlere bağlı olarak belirlenir.

Bir embriyonun kalitesi, başarılı bir gebelik elde etme şansını doğrudan etkiler. Düşük kaliteli embriyolar, implantasyon sürecinde sorunlar yaşayabilir ve gebelik oluşumunu engelleyebilir. Bu nedenle, embriyo seçimi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır.

  • Embriyo morfolojisi: Embriyo kalitesini değerlendirmek için en yaygın kullanılan yöntemlerden biri, embriyo morfolojisidir. Embriyonun hücre bölünmesi, hücre sayısı, hücre simetrisi ve hücre yapısı gibi faktörler incelenerek embriyonun kalitesi belirlenir.
  • Genetik testler: Embriyo kalitesini değerlendirmek için genetik testler de kullanılabilir. PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) gibi testler embriyonun genetik yapısını inceleyerek sağlıklı embriyoların seçilmesini sağlar.

Blastosist evresi embriyo transferi

Blastosist aşamasındaki embriyolar (5. Gün embriyosu), kromozomal olarak daha düşük anomali riski, rahim zarı yani endometrium ile daha iyi bir uyum ve transfer sırasında daha az rahim kasılması nedeniyle daha iyi embriyo tutunma şansına sahip olabilir. 

IVF hastalarında yapılan 27 çalışmanın sistematik bir incelemesi, düşük kanıt kalitesiyle, taze transfer sonrası canlı doğum oranlarının, bölünme aşamasındaki embriyo grubuna kıyasla 5. gün embriyo transfer grubunda daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Özetle, embriyo kalitesi yüksek olan embriyoların transfer edilmesi, başarılı bir tüp bebek tedavisi için önemlidir. Bu nedenle, embriyo seçimi ve kalitesi üzerine yapılan çalışmalar, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının azaltılmasına yardımcı olmaktadır.

PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı)

Bu yöntem, tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin embriyolarının genetik analizini yaparak, genetik hastalıkların taşınma riskini minimize etmeyi amaçlar.

PGT, tüp bebek tedavisinde kullanılan bir tekniktir ve embriyo transferinden önce gerçekleştirilir. Bu aşamada, embriyoların genetik analizi yapılır. Bu sayede sağlıklı embriyoların transfer edilmesi sağlanır. PGT yöntemi, çiftlere genetik hastalıkların taşınma riskini minimize etme ve sağlıklı bir gebelik elde etme şansı sunar. Bu sayede, çiftlerin tüp bebek tedavisindeki başarı şansı artar ve sağlıklı bir bebek sahibi olma olasılığı yükselir.

Erkek faktörlerinin araştırılması

Erkek partnerde tekrarlayan tüp bebek başarısızlığına katkıda bulunabilecek faktörlerin araştırılması yaygın olarak uygulanmaktadır. Klinisyenlerin yaklaşık %80’i tarafından önemli kabul edilmektedir. Bu tür araştırmalar yaşam tarzına ilişkin sorgulamayı (örneğin sigara içme, uyuşturucu kullanımı), semen analizi ve sperm DNA fragmantasyon testini içermektedir.

Son kılavuzlar, sperm FISH analizi ve sperm DNA fragmantasyon testinin tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde rutin kullanımını önermemiştir.

Endometrial hasarlama (Rahme çizik atma) yapılmalı mı?

Endometrial çizik, endometriyumun transfer edilen embriyoya karşı duyarlılığını arttırmak için gerçekleştirilir. Biyolojik etki mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. Bu konudaki yayınlar farklı sonuçlar bildirmektedir. Son olarak,   ESHRE (Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği) tarafından yayınlanan kılavuzda tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında rahme çizik atılması önerilmemektedir.

G-CSF (Rahim Duvarı İyileştirme Aşısı) uygulaması?

Filgrastim olarak da bilinir. Taze embriyo transferi düşünülen hastalarda yumurta çatlatma iğnesi yapıldığı gün rahim içerisine aşılama kateteri kullanılarak uygulanır. Dondurulmuş embriyo transferinde hasta kontrole geldiğinde rahim duvarı kalınlığı verilen ilaç tedavisine rağmen 7mm den ince ise, bu durumda rahim içerisine aşılama kateteri yardımı ile infüze edilir. Genel olarak rahim içi G-CSF uygulamasının tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında canlı doğum oranını iyileştirip iyileştirmediğine dair kanıtlar çelişkilidir. 

Uygulamanın yan etkileri veya olumsuz etkileri arasında mukoza iltihabı, dalak büyümesi, karaciğerde büyüme, geçici tansiyon düşüklüğü, burun kanaması, idrar anormallikleri, kemik erimesi, romatoid artritin alevlenmesi, kansızlık ve yalancı gut yer almaktadır. 

İntravenöz intralipid infüzyonu

Damardan intralipid verilmesi, pıhtılaşma faktörlerinin azaltılması, hücre işaretlemesinde önem taşıyan bazı proteinlerin üretiminin azaltılması ve ayrıca NK hücre seviyelerinin ve aktivitesinin baskılanması yoluyla bağışıklığın düzenlenmesinde rol oynamaktadır. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalarında IVF sırasında damardan intralipid uygulamasının etkinliğini değerlendiren çok az sayıda randomize kontrollü çalışma bulunmaktadır.

İntralipid infüzyonlarının olası faydalarına karşı yan etkiler veya olumsuz olaylar da bildirilmiştir. Bunlar, karaciğerde büyüme, sarılık, safra yollarında tıkanıklık, dalakta büyüme, pıhtılaşma hücrelerinde azalma, lökosit sayısında azalma ve aşırı yağ yüklenmesi sendromudur. Bu nedenle, intravenöz lipit infüzyonları çok dikkatli uygulanmalıdır.

Tüp bebek tedavisi sırasında tekrarlayan başarısızlıkların birçok nedeni olabilir. Genetik faktörler, anatomik nedenler, embriyo kalitesi, immunolojik sorunlar ve endometrial reseptivite (alıcılık) sorunları gibi faktörler başarısızlıklara katkıda bulunabilir.

Genetik testler, embriyoların genetik anormalliklerinin tespit edilmesine yardımcı olur. Bu sayede, sağlıklı embriyoların seçilmesi ve başarı oranlarının artırılması mümkün olur. Tekrarlayan tüm bebek başarısızlıklarında PGT-A yani preimplantasyon genetik tanı ile anaploidi taraması (embriyoların kromozom analizi) önerilen bir yöntemdir.

Evet, embriyo kalitesi tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında önemli bir faktördür. Düşük kaliteli embriyoların transferi başarısızlık riskini artırabilir. Embriyo seçimi için kullanılan yöntemler, daha yüksek kalitede embriyoların seçilmesini sağlar.

PGT, preimplantasyon genetik tanı anlamına gelir. Bu yöntemle embriyoların genetik anormallikleri tespit edilir. Sağlıklı embriyoların seçilmesi, başarı oranlarını artırabilir.

ERA, endometrial reseptivite array testinin kısaltmasıdır. Bu test, endometrial reseptivite (rahim zarının alıcılık kapasitesi) sorunlarının tespit edilmesi amacıyla kullanılan bir testtir.

Prof. Dr. Ebru ÇÖĞENDEZ'den Randevunuzu Alın!

Formu doldurarak, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ebru Çöğendez’den randevunuzu alabilirsiniz.

Blog Yazılarım

Tüp Bebek Fiyatları

Tüp bebek tedavisi fiyatları, genellikle tedavi sürecinde yapılan testler, ilaçlar, laboratuvar işlemleri, doktor muayeneleri gibi unsurları içerir.

Devamını Oku »